Sanığın katılanın yetkilisi bulunduğu ... isimli şirkette ... olarak çalıştığı, ... Kasım ayında işten çıkarıldığı, bunun üzerine... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (İş Mahkemesi sıfatıyla) tazminat davası açtığı... havale tarihli dava dilekçesinde "işten çıkarılmam haklı bir gerekçeye dayanmamaktadır, işveren şirket çevresinde şeriat özlemindeki dinci yapısıyla bilinen kimliktedir, ticari ve sosyal yaşamında tepki çekmemek bakımından şimdiye kadar benzerleri gibi takiyyeci tutumu ile çalışanların kıyafetlerine müdahale etmez görünmüş ise de ülkenin getirildiği noktada gerçek kimliğine uygun davranabileceği aşamaya gelindiğini görmüş olacak ki çalışanlarının kendileri gibi düşünen ve yaşayan kişiler olmasını istemeye başlamıştır, bu anlayışları doğrultusunda benim çağdaş giyimimi hazmedememiş ve türban takmadığım için beni işten çıkarmıştır, bu çerçevede işten çıkarılmamda haksızlık veya en azından hakkın kötüye kullanılması söz konusudur" şeklinde ibareler kullanarak ihbar ve kıdem tazminatı ve diğer tazminat taleplerinde bulunmuş olduğu, sanığın talebine dayanak olayları etkin olarak ortaya koyabilmek için ağır eleştiri niteliğinde ifadelere yer vermesinin hakaret suçunun unsurlarını oluşturmayacağı, bu ifadeleri haklı olduğuna inandığı konuda açtığı dava dilekçesinde kullandığı ve başka yerde bu hususları ileri sürmediği, davalı olarak gösterdiği şirket aleyhine açtığı haksız işten çıkartılmasını doğrulatmaya yönelik olarak bu ifadelere yer verdiği, ne katılanın ne de başka bir gerçek kişinin ismini de dilekçesinde belirtmediği, açtığı davada işten çıkarılmasına türban takmamasının neden olduğunu ve bu nedenle işten çıkartılmanın haksız olduğunu ortaya koymak için bu ifadeleri kullandığını belirttiği, sanığın hakaret kastıyla dava dilekçesini yazdığının sabit olmadığı ve sadece İş Mahkemesi'ndeki davasında haklı olduğunu göstermek amacıyla dilekçesindeki yazılan yazdığı, bu nedenle dilekçedeki sözlerin iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiş...
Yargıtay 2. CD Esas: 2010/13416 Karar: 2012/6695 Tarih: 20.03.2012