Sonuç olarak, sanık tarafından dilekçesinde kullandığı ifadeler (Hâkimin reddi talepli dilekçede, hâkimi hedef alarak: Dava başlangıcından sonuna kadar şahsım hakkında ön yargılı, dava dosyasını incelemeden karşı tarafı haklı çıkartan, hemcinsini destekler, bana karşı nefret, öfke duyguları ile hareketle davaların devamını sağlamış, para cezalarını peşin yatırtarak beni beş parasız aç kuru ekmeğe muhtaç dilenci durumuna düşürmüştür, sayın hâkim hanımefendiye bildirdiğim halde tamamen kayıtsız kalmış, bu hususla ilgili hiçbir işlem yapmamıştır, beni azarlayarak aşağılayarak engellemiş olduğu halde davalara katıldım, ön yargılı davranacağına inancım sonsuz olduğundan, davama başkanlık etmesini istememekteyim) TCK'nın 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı gibi, değer yargısı niteliğine sahiptir. Bu itibarla somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde kabul edilemez. Ayrıca bahse konu ifadeler, söylendiği yer ve zaman unsurları da gözetildiğinde mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp eleştiri niteliğindedir. Bu durumun aksinin savunulması, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine hükümlülük kararı verilmesi kanuna aykırı...
Yargıtay 18. CD Esas: 2015/35929 Karar: 2017/7230 Tarih: 06.06.2017