İncelenen somut olayda, şüpheli avukatın duruşmada tanık sıfatıyla ifade veren müştekinin beyanlarına karşı mahkemece sorulması üzerine, tanığı ifadesinde zaman ve mekân çerçevesinde çelişkiler bulunduğunu ileri sürerek, akabinde "Biz tanığın polis muhbiri olduğunu ve ayarlanmış bir tanık olduğunu, polisle bilgi akışı içinde olduğunu duyuyoruz, tanıklığım kabul etmiyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Şüphelinin duruşmada ifade ettiği bu sözlerin rahatsız edici ve ağır eleştiri olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak söylenen bu sözlerin somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde olmadığı gibi onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta sövme fiili olarak kabulü de suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum olacaktır. Diğer taraftan söylenen sözlerin savunma hakkı kapsamında düşünülmesi de gerekmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri, yargı kararı ve açıklamalar ışığında, Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddia olunan sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilemeyeceğine ilişkin gerekçesi yerinde görüldüğünden, alınan kararın kanun yararına bozulmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 4. CD Esas: 2013/9561 Karar: 2013/11160 Tarih: 11.04.2013